Düzene


Kaybedilen hayatlar dedi, yıkılıyor tıpkı cümlelerim gibi
Adaletsiz bir düzen dikiliyor iğne iplik misali
Onlar yaşamın kendisine nefes almayı bahşederler,
Ağacın özüne kök salmayı öğretirler,
Bu yuvarlak dünyayı yalnız kendi bedenlerine sunak ederler.
Öyle çirkin bir esrekliğe cürret etmişlerdir ki
Halkları birer birer yok ederken diğer kapılara üremeyi emrederler.
Onlar ki yok etmenin kitabını miras almışlar dedelerinden.
Kusturucu kalabalıkları dokunmadan yönetirler tek bir  elden.
Güneşi ve toprağı karanlık betonlarda öğütlerler çocuklara,
Büyür sonra onlar bir veba gibi yayılır insan ruhunun damarlarına.
Gökten çok yeri severler, merdivensiz zaferlerini destanmış gibi aksederler.
Onlar ki dağlar yıkılsa şuracığa, etten  kemikten siper ederler kendi çatılarına.
Buğdaydan yataklarda, çamur olmuş hasada teselli verirler,
Mum ışığında okumayı öğretip, akan damlalarını nice omuzlara eritirler.
Ve tüm bunlar yaşanırken  iflah olmaz bir hayvanlıkla
Birde diğerleri vardır aptal kalabalıklarda
Göremezler mumun yanarken davaları kül edip yaktığını
Öğretileri şefkat olan düzeni keskin metallerle böğrüne sapladıklarını
İki seçenek vardır onlar için ya  doğmalı bir rahimden
Ya da doğurtacak aklı sömüren bir çarklıyı hiç itiraz etmeden
Var olmanın suç olduğu kıtalarda, gökle savaşan yavrucaklarla
Akılsız kutularda yaşamaya yakışmayan yasaklar uğruna
Birde diğerleri var ahrazlığı insan olmak  sanan bu  toplumda.
Neticede hangi bina inşa olmuştur taşı koymazsan yan yana?
Onlar ki ağlarlar hep bir ağızdan haykırırcasına
Saçları yolunmuş, akılları hiçlik doğurmuş
Hayatsızlıkları boğazlarına kadar çıkıp yumruklarına ses olmuş
Savaştan bahsederler ihtiras ve tükürük sıçratan öfkeli cümlelerle
Ağır çekimde çığırırlar burjuvazi ezikliklerine
Fakat bilmezler merdiven yıkmayı, tepedeki çatıyı tek hamlede yakmayı
Güneşle aydınlandıkları betonda hala mum arar elleri, öğrenilmiş çaresizlik misali...
Bilgeliği okumak sanarlar, dikte edilmiş sayfalarla üstünlük taslarlar
İşte onlar özgürlük dedikleri toprakta yalnız hasat olurlar.
Sakınılmış göz misali, gerçeklik onların gözünde zayi
Bilinmeyene dört nala koşarlar tüm kas ve vücutlarıyla
İsyan etmek dahi hizmettir onlara zannımca
Okyanusun içinde susuzluğu öğütlerler çocuklara
Büyür sonra onlar bir veba gibi yayılır çağdaş bayrakların karasına
Ve bir de ben varım bu hengamenin tam da ortasında
Ait değilim bu dünyadaki hiç bir sofraya bundandır tokluğum sürer yıllarca
Yedi kıtadan  evim vardır bir sarnıcın en ıslak sapağında
Satırlarıma rağmen dönüyor işte hala aynı ihtirasla bu iflah olmaz dünya
Mühim değil, suyu bol ocağımda girdap olabilirim soyunmadan aptallığa...

















Yorumlar

Yorum Gönderme